22 Ekim 2017 Pazar

Meclisten geçti müftüler nikah kıyabilecek

Hiss-i Kabl-el Vuku’ nedir?

Bir şeyi vukuundan önce henüz vaki’ olmadan hissetmek. Şimdilerde “önsezi” “altıncı his” olarak da bilinen bu his avam-havass herkeste az çok vardır. Ancak mana alemine girebilen erlerde (evliyalarda) bu his daha ziyade, manayı diğerle daha kuvvetlidir. Hatta çoklukla keramet nev’inden anlatılagelen menkıbeler tamamen bu hissin inkişafının mahsulüdür.

30 Eylül 2017 Cumartesi 12:35
Hiss-i Kabl-el Vuku’ nedir?
 Hiss-i Kabl-el Vuku’

Bir şeyi vukuundan önce henüz vaki’ olmadan hissetmek. Şimdilerde “önsezi” “altıncı his” olarak da bilinen bu his avam-havass herkeste az çok vardır. Ancak mana alemine girebilen erlerde (evliyalarda) bu his daha ziyade, manayı diğerle daha kuvvetlidir. Hatta çoklukla keramet nev’inden anlatılagelen menkıbeler tamamen bu hissin inkişafının mahsulüdür.

Avamın hiss-i kabl-el vukua mazhariyeti daha ziyade sadık rüyalar vasıtasıyladır. Evet avam rüyada şehadet alemine kapanmış maddi gözüne mukabil kalp gözüyle dünya ile ahiret arası bir köprü hükmünde olan misal alemine yansıyan kaderi suretleri yani istikbalde bizim başımıza gelmeye hazırlanan Cenab-ı Hakça yazılan takdiri şeyleri, hiss-i kebl-el vuku’ kabilinden, suretlere sarılı olarak görür ama bu suretler dahi kimine besberrak kimine ince bir perdeye sarılı kimine de kalın bir perde arkasında gösterilir. Rüyada görülüp diğer gün, hatta yıllar sonra aynen çıkan rüyalar hiç de az değildir.

Bu şekilde gaybi mesaj taşıyan rüyalar, levh-i mahfuzda yazılı olan şeylerin kalb aynasına yansımasıyla meydana gelir. Uyku halinde insanın duyguları istirahat halinde olmakla beraber, hayal uyanıkken olduğu gibi, yine faal durumdadır. Bundan dolayı levh-i mahfuzdan kalbe yansıyan şeyler, hayalin giydirdiği bir suret ve temsille hatırda kalır. O kaderi levhalarda yazılı diyelim günahla ilgili olan bahislere hayal -kişinin tanış olduğu arkadaşı ismet*- suretini giydirir ve kişi uyandığı zaman, hayalin giydirdiği bu suret ve temsilleri hatırlar. işte bu perdeli gösterilen rüyalarında o mana alemine vakıf ehil kişilerce tabir ve tevili lazım gelir. Çin yazısı misal bizim anlamlandıramadığımız o suretler altındaki manaları okuyacak manevi erlere gitmek lazım.

Mesela rüyada treni kaçıran birisinin önemli bir fırsatı tepeceği, yine eskiden tanıdığı ancak yıllardır görüşmediği “Tevfik” isimli arkadaşının çaldığı kapıyı açması onun giriştiği işinde muvaffak (başarılı) olacağı anlamlarını ifade edeceği gibi -zira tevfik kelimesinin manası başarı demektir- rüyasında ismet isimli iyi bir dostunun uçurumdan düşüp öldüğünü görse, birtakım günahlara girdiğine veya gireceğine bir mesaj olarak bunu algılayabilir. Bir başka sefer ismeti hayatta görse, günahların menfi kötü hallerinden kurtulduğuna bir alamet şeklinde yorumlayabilir ki ismet peygamberi bir sıfat olarak “günahsızlığı” ifade eder.

Mesela Resulullah (asm) rüyadaki sütü ilim, saçı başı dağınık bir kadını da hastalığa tabir etmiştir.

Bir defasında peygamberimiz (asm) şöyle der: "Rüyamda bana süt ikram edildi. Doyuncaya kadar içtim, geriye kalanı da Ömer'e verdim." Sahabe,"tabiri nedir ya Resulallah?" dediler. Peygamberimiz (asm) "ilim" buyurdular. Bir keresinde peygamberimiz (asm) rüyasında çirkin, saçı başı dağınık bir kadın gördüğünü, bu kadının Medine'den çıkıp Yahudilerin falan beldesine doğru gittiğini söyler. Tabirini de şöyle yapar: "Medine’de görülen salgın hastalık bitecek, aynı hastalık yakında Yahudilerin falan beldesinde zuhur edecek."

(Rüya tabir ve tevillerine dair bu bahis “bu hamur çok su götürür” kabilinden olduğu cihetle asıl mevzuyu dağıtmak adına kısa kesiyoruz.)

Velayet makamına ermiş mana erleri ise rüyada dahi perdeleri yırtıp o kaderi suretleri aynen istikbalde olacağı şekliyle ayan-beyan ve de hale muvafık gördükleri gibi yine bu hissin onlarda ziyadesiyle inkişafı sayesindedir ki uyanıkken yani şehadet aleminde -Allahın gösterdiği kadarı nispetinde- bize gizli olan istikbal onlara hal gibi olur. Mesela kendi dört duvarla çevrili evin içerisinde iken kendini ziyarete gelen müridini duvarın arkasında görür gibi hiss-i kabl-el vuku’ ile hisseder ve haber verir. Bu nevden ziyadesiyle menkıbeler okumuşuz dinlemişizdir.

Yine bu hissin saikiyledir ki, Salih bir öğretmen mesken şehri dışında şuursuz olarak hiç alakası yokken binler öğrencisi arasından bir öğrencisini bahse başlar hemen akabinde onunla karşılaşır. Demek bir hiss-i kabl-el vuku’ ile o öğrencisini hisseder. Fakat aklın şuuru ihata etmediği için; kasden değil, ihtiyarsız iradesiz olarak bahsetmeye onu sevkeder. Ya da bir annenin kendinden çok uzaklarda gurbetteki evladı kaza geçirdiği an göğsü daralır. İşte bu hissin galebesindendir ki atalarımız “iti an çomağı hazırla” demiş.

Alemler üzerine insanı halife kılan Allah (c.c.), onu öyle donanımlı yaratmıştır ki; maddi alemi tanıyıp- tartmasına vesile göz, kulak,dil vs. gibi azalar yanında manevi alemlere de anahtar kalp, ruh, akıl, hiss-i kabl-el vuku nevinden daha pek çok hisleri ona vermiştir.

Bu kabl-el vuku’ nevinden hisler yalnız insanlarda değil hayvanlarda dahi vardır. Mesela Kedi gibi bazı hayvan; gözü kör olduğu vakit, o hislerin sevki ile gider, gözüne ilâç olan bir otu bulur, gözüne sürer, iyi olur.

Ve yine deprem zamanı öncesi o felaketi hissederek toplu halde kaçışmaya başlarlar.

Hem yeni dünyaya gelmiş bir arı yavrusu; yaşı bir gün iken, havada bir günlük mesafeye gider, havada izini kaybetmeyerek, o hiss-i sevk-i ile ve o saika ilhamıyla döner, yuvasına girer.

Herkes kendini yoklasa -en azından rüyasında- bu nevi velayete mazhariyet olduğunu ve bu hislerin hayatına ne denli çok tesir edip ona yön verdiğini görecektir.

“Külli âtin karîbün” (her gelecek yakındır) sırrıyla istikbalde geleceği muhakkak ve her nefsin mutlak tadacağı ölümü, ehli tarikvari rabıta-ı mevt misal hiss-i kabl-el vuku’ ile her dem hissedip “ölmeden önce ölünüz” hadisine muvafık bir hayat sürebilmek niyazıyla vesselam…

* İsmet : Masumiyet, Günahsızlık

Ahmet MURAT

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Cemaatler kapatılmalı mı

    ARŞİV