14 Aralık 2017 Perşembe

Kudüs için tarihi karar

Hüsn-ü Zann nedir?

04 Ekim 2017, 13:24
Ahmet MURAT
 Zann, insanın muttali yani yakınen bir ma’lumatının olmadığı, kendine gayb hükmünde olan durum ve hadiselerde fikir beyan etmesidir. Hüsn-ü Zann ise bu beyan edeceği fikirlerinin güzel yani olumlu manada olması demektir.

İnsan hüsn-ü zanna me’murdur. Cenab-ı Hak bir hadis-i kudside “kulum beni nasıl bilirse ona öyle muamele ederim” buyurarak onun tarafından bize isabet eden her türlü hadise ve olaylara güzel bir zanda bulunmamızı istemektedir. Bunun yanı sıra hadis-i şerifte; “Müğminler hakkındaki güzel zan, güzel ibadetten sayılır” buyurarak yalnız kendi için değil kulları hakkında dahi hüsn-ü zanda bulunmamız telkin edilir.

Evet Allaha hüsn-ü zan imanımız gereğidir.

Bir sahabe resulullah efendimize diyor: Ya resulullah beni mahşerde kim hesaba çekecek? Elbette Allah cevabını işitince, ben kurtuldum ey Allahın resulu diyerek oynamış. Neden diye sorulduğunda da: Öyle şefkatli merhametli bir zat elbette kahredeceği zaman affetmesini bilir diyor… Peygamberimizin (asm) o kadar hoşuna gidiyor ki tebessüme gelmiş hele bunu bir daha söyle diyor.

Bir belde de yağmur yağmayınca yağmur duasına Allahın icabetiyle şöhret bulmuş bir mübarek zata giderler. Bizim duamıza icabet ette rabbimiz senin suyu yüzün hürmetine yağmuru yağdırır inşallah dediklerinde o zat gelirim lakin beraberimde duaya gelecekler yağmurun yağacağına tamamen inanacak bir cemaatmalı. Hasılı tamam der belde sakinleri ve dua edilir lakin yağmur yağmaz ahali sorar hocam yağmadı deyince hoca elindeki şemsiyeyi göstererek buraya tek ben şemsiye ile geldim siz de inansaydınız “şemsiyelerinizi alırdınız !!!”

Ve hadis-i şerifte de belirtildiği üzre “Allaha hüsn-ü zan ibadettir.” Ayrıca imanımız gereği bilir ve de inanırız ki her hadise Cenab-ı Hakkın emir ve iradesiyle bize gelmektedir. Kul olarak bize düşen rabbimize hüsn-ü zan ederek ” lütfunda hoş kahrında hoş” yahut “Hoştur bana senden gelen, ya gonca gül yada diken,ya hıl'at-ü ya da kefen, narında hoş nurunda hoş” dizelerinde ifade edildiği gibi tüm bunları rabbimizden imtihan vesilesi bilip kulluğun gereği ve kula yakışır şekilde sabır, şükür ve de tevekkülle karşılık vermeliyiz. “Kaderin her şeyi güzeldir.” deyip, o hadiseler altında daima kaderin adaletini ve gizli güzelliklerini görmeliyiz. Mesela hastalık zatında fena ve can yakıcıdır lakin insanın demirden, polattan değilde dağılmaya, bozulmaya müsait et ve kemikten olduğunu hatıra vermek ve insana aczini hissettirerek yönünü dünyadan ahrete çevirip salih amelleri netice verdirerek cenneti kazanmaya vesile olması, günahlara keffaret olması cihetiyle güzeldir. Hatta en dehşetli kabiri ahret menzillerine (cennete) açılan bir kapı, ölümü tüm dostlarıyla saadet içinde yaşayacağı vatan-ı aslisi olan cennete gitmeye bir vesile bilmekle rahmet içinde rahmeti bulur. İşte bu zanla dünyanın o dağvari fırtınaları içinde boğulmaz daim müferrah olur.

Rabbimizin kullarına hüsn-ü zan ise “güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır” kaidesi gereği insanın siretinin güzelliğindendir. Evet insan kendine gayb olan bir olay ve hadisede ki beyan ettiği fikri “ben olsam böyle yapardım o zaman o dahi öyle yapmıştır” manasında aslında kendinin fenalık yahut güzelliğini aksettirmektedir. Anlatılır ki:

İki kör karşılıklı oturmuş, yemek yiyorlarmış. Biri ötekine çıkışmış: – Niçin iki lokma birden alıyorsun? Öteki buna bir mânâ verememiş de demiş ki: – Sen körün tekisin, nasıl biliyorsun benim iki lokma birden aldığımı? Körün cevabı şöyle olmuş: – Ben iki lokma birden alıyorum da ondan. Demek insan kendisi nasılsa başkalarını da öyle bilir. Aç olan, diğer insanları da aç tevehhüm eder” öyle ya…

İmamın birisi namaz öncesi elinde bulunan bir miktar parayı açıktan saymaktan hicab ettiği üzre lavaboya girerek sayar. Sonrasında da cemaat önünde namaz kıldırınca cemaatten bir şayiadır çıkar imam abdestsiz namaz kıldırdı namazınız geçersiz diye. Halbuki abdesti bozan durumları imam ondan çok daha iyi bilir ki imam olmuş.

Şeriat kitaplarında verilen şu örnek gayet manidardır:

Bir köpek bir çadırdan, ağzında süt damlayarak çıksa, biz de merak edip çadıra girsek, çadırda bir kazan süt görsek ve çadırda kimsenin olmadığını da müşahade etsek, “Bu köpek bu sütten içmiştir” diyemeyiz. Zira gözümüzle müşahade etmediğimizden, o bir kazan sütü kirletmeye hakkımız yoktur.

“Ey İman Edenler! Zannın çoğundan sakının: Zira zannın bir kısmı günahtır. (Hücurat-12)

Ahmet MURAT

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Cemaatler kapatılmalı mı

    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    ARŞİV